Müzik, insanın doğaya eklediği uyumlu seslerdir. Ses, bir doğa olayıdır. Müzik, bu doğal ve etkin olaydan bilinçli bir çalışma ve emek ile bir sanat yapıtı yaratmak, sesi bilimsel ve estetik bir temele oturtmaktır.


2. Nota bacağı
3. Nota yuvarlağı
Müziğin Unsurları
Bütün müzik türleri için ana öğeler ritim, tonalite, dinamik ve ses rengi olarak belirtilir. Bu önemli elemanlardan anlaşılacağı gibi, müzik yalnız insanın içinden yansıyan duygularla değil, bilgi ve anlayışla yaratılabilir. Müziğin bilgisine bakış, bir sanat olayını anlamamızı da sağlar. Ritim, tonalite, dinamik ve ses renginden hiçbiri müzikte tek başına yer almaz; ancak birlikte müziksel bir bütünlük yaratırlar. Değişik müzik türlerinde farklı oranlarda ağırlık taşıyabilirler. Müzik teorisi, müzik sanatını gerçekleştiren belirli kavram ve sistemlerin bir araya gelmesinden oluşur.
Müzik, bütün insan topluluklarında öyle ya da böyle bir şekilde mevcut olan bir sanattır. Günümüzde (modern) müzik, kimi güncel, kimi de geçmiş dönemlerden gelen inanılmaz çok sayıda stilin bir araya gelmesiyle oluşur.
Etimoloji
Türkçe kullanımıyla müzik kelimesi esasen antik Yunanca kökenlidir; ilk kullanımı musike şeklindedir. Latinceye musica olarak geçen kelime, Latin kökenli neredeyse bütün dillerde benzer şekilde kullanılmaktadır (İng. music, Alm. Musik, Fr. musique gibi). Arapçaya yine Yunancadan mûsîkıy olarak geçen kelime, Türkçeye de buradan aktarılarak 10. yüzyıldan bu yana musiki şeklinde kullanılmaya başlanmıştır.
Yunan mitolojisinde geçen ve esin perileri anlamına gelen muse sözcüğü, Türkçeye Musalar ya da Müz'ler olarak geçmiştir ve Türkçedeki müzik kelimesi de kökenini buradan alır (Müz'e ait, Müz'e yaraşır bir sanat anlamında). Mitolojiye göre Müz'lerin babası Zeus, annesi ise (hafıza-bellek anlamına da gelen) Mnemosine'dir. Müz'ler, dans ederek ve şarkılar söyleyerek yaratıcı düşünceyi sunar, hastaları iyileştirir ve iç karartıcı düşünceleri uzaklaştırırlar.
Tanım
Müziğin tanımına dair çok çeşitli görüşler bulunmaktadır. Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük'te müziği "Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı" olarak tanımlamıştır.
Otto Karolyi, müziğin hem bir sanat hem de bir bilim olduğunu, duygusal olarak algılanışının yanı sıra akıl ile de kavranabileceğini belirtmiştir. Bu özelliği ile bireyin ve toplumun duyuş ve biliş açısından durumunu belirlediği gibi, gelişim ve değişimini de sağlayan organik bir yapıdır. Sesin en güzel şekli müzik ile dile gelir. Resim, renklerin birleşmesinden; şiir, kelimelerin kaynaşmasından nasıl oluşuyorsa; müzik de seslerin, duygu, düşünce ve heyecanımızı anlatmak üzere belli bir estetik anlayışına göre seçilip işlenmesinden oluşmaktadır.
Yılmaz Öztuna, Büyük Türk Musikisi Ansiklopedisi'nde, Musiki maddesinde müziğin ses üzerinde kurulmuş bir sanat olduğunu belirtir.
Ali Uçan, müziği "Duygu, düşünce, izlenim ve tasarımları ile başka gerçeklerin de katkısıyla belli durum, olgu ve olayları, belli bir amaç ve yöntemle, belirli bir güzellik anlayışına göre birleştirerek, biçimlendirilmiş seslerle işleyerek anlatan estetik bir bütündür. Herkesin anlayabildiği ve anlayabileceği yegâne dildir. Müzik, dil ve ırk fark etmeksizin direkt olarak duygulara hitap eden, etki eden bir sanat dalıdır." diyerek tanımlar.
Müzik, insanoğlunun binlerce yıldır doğayı taklit ederek, duygularını anlatma yollarından birisidir. Müziğin içerisinde doğanın kendi, hayatın özü bulunur. Dünyanın dönüşü ve buna bağlı olarak oluşan “ritm”; bu ritme bağlı olarak duyduğumuz “ses”ler müziğin özüdür, farklı yansımasıdır. Yani müzik eşittir ses ve ritim. Ancak bu ses-ritim birlikteliği matematiksel bileşenlerdir. Bunların üzerine duygu, düşünce, ifade, anlatım gibi araçlar da eklendiği zaman müzik sanat boyutuna geçer.
Yunanlar müzik için, perilerin (mus) konuştuğu dil (ike-ika), yani “perice” (musika) olarak isimlendirdiler. Bugün dünya üzerinde bu isimlendirmeye yakın şekillerde ifade ediliyor.
Unsurları
Müziğin çok çeşitli temel unsurları, öğeleri bulunmaktadır; bunlar çeşitli yazarlar tarafından farklı şekillerde ele alınmıştır. Mesela Otto Karolyi, müziğin üç temel öğesini ritim, ezgi ve armoni olarak belirtmektedir. Besteci Aaron Copland'a göre ise müzik dört temel unsurdan oluşur: Ritim, ezgi (melodi), armoni ve tını (ses rengi). Günümüzde müziğin bu dört temel unsuru dışında başka unsurların da olduğu belirtilmektedir.
Müzik türleri
Müzik türü ya da stili (genre), belirli bir şekil, ifade ve tekniğe göre gelişen müzik eserleri topluluğunu temsil eder. Müzik tarzı, müzik çeşidi ve benzeri birçok terim ile aynı olduğu düşünülse de müzik türü ya da stili daha geniş ve net bir terminoloji olarak karşımıza çıkmaktadır.
- Blues (soul blues, blues rock, Teksas blues vb.)
- Caz (ragtime, soul caz vb.)
- Country (swing, Amerikan vb.)
- Elektronik (ambient, elektro, house vb.)
- Hafif dinletiler (lounge vb.)
- Halk (Türk halk müziği vb.)
- Hip Hop (trap, drill vb.)
- Karayip tarzı (reggae vb.)
- Latin (bolero, flamenko, mango vb.)
- Pop (J-pop, K-pop, Türkçe pop, Arabesk pop)
- R&B (funk, disko, soul vb.)
- Rock (punk, heavy metal vb.)
- Klasik müzik
Müzik tarihi
Müzik tarihi, müziği kronolojik açıdan inceleyen müzikoloji ve tarihin ayrı bir alt alanıdır.
Müzik ve teknoloji
Teknolojinin günümüze çok katkısı olmuştur. Birçok müzisyen bu değişimden etkilenmiş ve teknoloji müziğe çok büyük ölçüde katkı sağlamıştır.
Müzik kayıt sistemleri
Son yıllarda müzik kaydı için oluşturulan stüdyolarda büyük değişimler yaşanmıştır. İlk müzik kayıt aleti olan "phonautograph"ın patenti, 25 Mart 1857'de Parisli Édouard-Léon Scott de Martinville tarafından alınmıştır. Alexander Graham Bell, 1874'te kendi "phonautograph"ını geliştirmiştir. Bu makine, insan kulağının sesleri duyma yönteminin taklit edilmesiyle yapılmıştır. 1877'nin sonlarına doğru Edison, fonografı icat etmiştir. 1886'da ise Charles Sumner Tainter ve Chichester Bell, Edison'un fonografını geliştirerek gramofonu ortaya çıkarmışlardır. 1924'te, insanlar mekanik kayıt araçları yerine Western Electric Company'nin yeni teknolojisini kullanarak yeni kayıt cihazları üretmişlerdir. Bunlar, sesi daha gür ve cızırtısız kaydedebiliyordu. Günümüzde kullanılan manyetik kayıt ise 1890'da Valdemar Poulsen tarafından geliştirilmiştir. Telegraphone da bu yeni sistemin ilk örneklerindendir. 1930'ların sonuna doğru, çok uzun kayıtlar yapabilen ve çoğu koşulda çalışabilen "magnetophone" kayıt cihazları piyasayı etkilemiştir.
Ses depolama ortamları
İlk ortaya çıkan ses depolama aygıtları analogdu. İlk olarak fonograf olarak ortaya çıkmış ve ardından manyetik sistemler geliştirilmiştir. Sonrasında sayısal (dijital) depolama ortamları ortaya çıkmıştır. Sayısal depolama aygıtları iki şekilde çalışmaktadır: optik ve manyetik. Bu yeni ses depolama araçları, sadece boyut küçülterek kullanım kolaylığı sağlamakla kalmamış, aynı zamanda müziğin paylaşımına da katkıda bulunmuştur.
Terapi
Müzik terapisi, eğitimli bir terapistin müşterilerin sağlıklarını iyileştirmelerine veya sürdürmelerine yardımcı olmak amacıyla müziği ve müziğin tüm yönlerini (fiziksel, duygusal, zihinsel, sosyal, estetik ve ruhsal) kullandığı kişilerarası bir süreçtir. Bazı durumlarda müşterinin ihtiyaçları doğrudan müzik aracılığıyla karşılanır; bazen de danışan ve terapist arasında gelişen ilişkiler yoluyla ele alınır. Müzik terapisi, her yaştan, psikiyatrik bozuklukları, tıbbi problemleri, fiziksel engelleri, duyusal bozuklukları, gelişimsel engelleri, madde bağımlılığı sorunları, iletişim bozuklukları, kişilerarası sorunları ve yaşlanma dahil olmak üzere çeşitli sorunları olan bireylere uygulanır. Ayrıca öğrenmeyi geliştirmek, özgüven oluşturmak, stresi azaltmak, fiziksel egzersizi desteklemek ve sağlıkla ilgili diğer birçok aktiviteyi kolaylaştırmak için de kullanılır. Müzik terapistleri, danışanlarını şarkı söylemeye, enstrüman çalmaya, şarkı bestelemeye veya başka müzik etkinlikleri yapmaya teşvik edebilir.
10. yüzyılda filozof Fârâbî vokal müziğin dinleyicilerin duygularını ve ruhlarını nasıl harekete geçirebileceğini anlatmıştır. Müzik uzun zamandır insanların duygularıyla başa çıkmalarına yardımcı olmak için kullanılmaktadır. 17. yüzyılda bilim insanı Robert Burton'ın Melankoli Anatomisi adlı eseri müzik ve dansın akıl hastalığı, özellikle melankoli tedavisinde kritik öneme sahip olduğunu savunmuştur. Müziğin "diğer birçok hastalığı kovmak için mükemmel bir güce" sahip olduğunu kaydetmiş ve onu "umutsuzluk ve melankoliye karşı egemen bir çare" olarak nitelendirmiştir. Antik Çağ'da Rodoslu bir kemancı olan Canus'un müziği "melankolik bir adamı neşelendirmek, ... sevgiliyi daha aşık, dindar bir adamı daha dindar yapmak" için kullandığına dikkat çekilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nda akıl hastalıkları müzikle tedavi edilmekteydi.
Kasım 2006'da Dr. Michael J. Crawford ve meslektaşları, müzik terapisinin şizofreni hastalarına yardımcı olduğunu keşfetmişlerdir.
Ayrıca bakınız
- Müzikalizm
- Müzikoloji
vikipedi, wiki, viki, wikipedia, ansiklopedi, kitap, makale, oku, ücretsiz indir, Müzik hakkında bilgi. Müzik nedir? Müzik ne demek?