Türk dilleri, Doğu Avrupa ve Güney Avrupa'dan Orta Asya, Doğu Asya, Kuzey Asya (Sibirya) ve Batı Asya'ya kadar Türk halkları tarafından konuşulan, belgelenmiş 35'ten fazla dilden oluşan bir dil ailesidir. Türk dilleri, Doğu Asya'da Moğolistan'dan Kuzeybatı Çin'e kadar uzanan ve Ön-Türkçe'nin konuşulduğu düşünülen bir bölgede ortaya çıkmış ve ilk bin yıl boyunca Orta Asya'ya ve daha batıya yayılmıştır. Bu diller, bir lehçe sürekliliği olarak tanımlanmaktadır.
| Türk dilleri Türkî diller | |
|---|---|
| Etnisite | Türk halkları |
| Coğrafi dağılım | Avrasya |
| Sınıflandırma | Kendi başına bir dil ailesi. |
| Alt bölümler |
|
| ISO 639-5 | trk |
![]() Türk dillerinin coğrafi dağılımı | |
Türk dilleri dünya çapında yaklaşık 200 milyon kişi tarafından konuşulmaktadır. En yaygın Türk dili, ağırlıklı olarak Anadolu ve Balkanlar'da konuşulan Türkiye Türkçesidir. Anadili Türkçe olanlar, tüm Türk dili konuşurlarının yaklaşık %38'ini oluştururken, Özbekçe en çok konuşulan ikinci Türk dili olarak öne çıkmaktadır.
Ünlü uyumu, eklemeli yapı, özne-nesne-yüklem cümle düzeni ve dilde dilbilgisel cinsiyetin bulunmaması gibi özellikler, hemen hemen tüm Türk dilleri için ortak sayılabilecek temel özelliklerdir. Oğuz grubu içinde yer alan Türkçe, Azerbaycanca, Türkmence, Kaşkay Türkçesi, Çaharmahal Türkçesi, Gagavuzca ve Balkan Gagavuzcası ile Oğuz etkisi taşıyan Kırım Tatarcası, orta düzeyde birbirlerini büyük ölçüde anlayabilirler. Diğer Türk dilleri de kendi alt grupları içinde değişen seviyelerde karşılıklı anlaşılabilirlik gösterir. Sınıflandırma yöntemleri farklılık gösterse de Türk dilleri genellikle iki ana kola ayrılır:
- Oğur grubu – günümüzde yalnızca Çuvaşça bu koldan hayatta kalmıştır.
- Ortak Türkçe grubu – diğer tüm Türk dillerini içerir.
Türk dillerini diğer dil ailelerinden farklı kılan önemli bir özelliği, konuşucularının uzun süre göçebe olarak yaşamışlığı ve buna bağlı olarak bu dillerin sürekli birbirlerinden etkilenmiş olmalarıdır. Türk dilleri çok sayıda aynı anlamda kullanılan ortak sözcüklere sahip olmalarının yanı sıra tümce yapıları da hep aynı kalır. Çağdaş Türk yazı dilleri veya Türk dilinin kolları gibi adlandırıldıklarına da rastlanır. (Bakınız: "Dil" ve "Lehçe" tartışması)
Türk dilleri, Moğol dilleri, Tunguz dilleri, Kore dilleri ve Japon dilleriyle birçok benzerlik gösterir. Bu benzerlikler, bazı dilbilimcilerin (örneğin Türkolog Talât Tekin) Altay dil ailesi diye bir üst aile önermesine yol açmıştır; ancak bu görüş tarihsel dilbilimcilerin büyük çoğunluğu tarafından reddedilmektedir.Ural dilleriyle olan benzerlikler de, uzun bir süre boyunca bu iki dil ailesinin Ural-Altay hipotezi altında tek bir aile gibi değerlendirilmesine neden olmuştur. Fakat günümüzde bu iki makro ailenin varlığını kanıtlayacak yeterli kanıt bulunmamaktadır. Diller arasındaki ortak özellikler ise bugün, tarihöncesi dönemde gerçekleşen geniş çaplı dil teması ile açıklanmaktadır.
Tarihçe
Tarih öncesi dönem
Türk halklarının ve dillerinin anayurdunun, Hazar ötesi bozkırları ile Kuzeydoğu Asya (Mançurya) arasında bir bölge olduğu öne sürülmekte ve genetik kanıtlar Türk etnisitesinin “İç Asya Anavatanı” olarak Güney Sibirya ve Moğolistan yakınlarındaki bölgeyi işaret etmektedir. Benzer şekilde Juha Janhunen, Roger Blench ve Matthew Spriggs gibi birçok dilbilimci de günümüz Moğolistan'ının erken dönem Türk dilinin anavatanı olduğunu öne sürmektedir. Türkolog Peter Benjamin Golden, iklim, topografya, flora, fauna ve insanların geçim biçimleriyle ilgili Proto-Türkçe sözcük öğelerine dayanarak Proto-Türkçe Urheimat'ı Sayan-Altay bölgesinin güney, tayga bozkır bölgesine yerleştirmektedir.
Ön Türkler ve Proto-Moğollar arasında yaklaşık olarak MÖ birinci binyılda yoğun bir temas gerçekleşmiştir; iki Avrasya göçebe grubu arasındaki ortak kültürel gelenek Türk-Moğol geleneği olarak adlandırılmaktadır. İki grup benzer bir din sistemi olan Tengriciliği paylaşmıştır ve Türk dilleri ile Moğol dilleri arasında çok sayıda belirgin ödünç sözcük bulunmaktadır. Alıntılar çift yönlü olsa da, bugün Moğolca kelime dağarcığındaki en büyük yabancı bileşeni Türkçe alıntı kelimeler oluşturmaktadır.
Türk dilleri ile Tunguz ve Moğol dilleri arasındaki bazı kelime benzerlikleri ve yapısal ortaklıklar, ayrıca Korece ve Japonca ile olan benzerlikler, son yıllarda bu dillerin tarihöncesi dönemde birbirleriyle temas halinde olmasına bağlanmaktadır. Bu etkileşim bazen "Kuzeydoğu Asya dil birliği" olarak adlandırılır. Ancak, Türk, Moğol ve Tunguz dillerini kapsayan daha yakın tarihli bir temas süreci (yaklaşık MÖ 1. binyıl) bundan ayrı değerlendirilir. Bu süreçte, çoğunlukla Türkçeden Moğolcaya, ardından Moğolcadan Tunguzcaya geçen ortak kelimeler bulunmaktadır. Türkçeden Moğolcaya ödünç alınan kelime sayısı oldukça fazladır, ancak Moğolcadan Türkçeye geçen kelime sayısı çok daha azdır. Ayrıca, Türkçe ve Tunguzca, Moğolcada bulunmayan ortak kelimelere sahip değildir.
Türk dillerinde, Proto-Türkçe dönemine kadar uzanan erken temasları gösteren bazı Çince alıntı kelimeler de bulunmaktadır.
Altay dil ailesi varsayımı için gösterilen kanıtların modern dilbilimsel standartları karşılamaması ve Türk ile Moğol dillerinin zaman içinde ayrışmak yerine yakınlaştığını gösteren bulgular, 1950'lerden bu yana Altay ailesinin dilbilimciler tarafından genel kabul görmemesine yol açtı. Günümüzde Türk dilleri kendi başına bir dil ailesi olarak kabul edilmektedir.
Erken dönem yazılı kayıtlar
Türk dillerinin bilinen en eski yazılı kayıtları, 1889 yılında Moğolistan'daki Orhun Vadisi'nde bulunan ve 8. yüzyıla tarihlenen Orhun yazıtlarıdır. Bu yazıtlar, Bilge Kağan (731), Kül Tigin (732) ve Tonyukuk (725) adına dikilmiş olup, Türk yazı dilinin en eski edebi metinleri arasında yer alır. Çin yıllıklarında geçen bir Hun ağıtına ait iki dize ve birkaç kelime ise, 4. yüzyıl Türkçesi hakkında fikir vermektedir.
Türk dillerine dair ilk kapsamlı sözlük ve dilbilgisi kitabı, Karahanlılar döneminde Kaşgarlı Mahmud tarafından 1072'de yazılan Dîvânu Lugâti't-Türk adlı eserdir. Bu eser, yaklaşık 8 bin sözcük içeren bir sözlük olmasının yanı sıra, Türk yazı dilleri ve ağızlarını, kültürel değerleri de kayda geçiren anıtsal bir folklorik kaynak niteliğindedir. Kaşgarlı Mahmud, Karahanlı, Uygur, Oğuz, Kıpçak, Kırgız ve diğer Türk boylarının söz varlığını bir araya getirerek bu eseri oluşturmuş, Türk dillerinin coğrafi dağılımına dair bilinen ilk haritayı da eklemiştir.
Türk dillerinin Kuzeybatı koluna ilişkin önemli bir başka eser ise, 12-13. yüzyıllara tarihlenen Codex Cumanicus'tur. Bu eser, günümüz Macaristan ve Romanya'sında yaşayan Batı Kumanları ile Katolik misyonerler arasında kullanılan Kıpçak dili ile Latince arasındaki bir dil kılavuzudur. Ayrıca, Çuvaşçanın ana dili ya da uzak akrabası olduğu tartışılan Volga Bulgarlarının konuştuğu dile ait en eski kayıtlar, 13-14. yüzyıllara kadar uzanmaktadır.
Son yıllarda keşfedilen yeni yazıtlar, Türk yazı dilinin tarihini daha da geriye götürme potansiyeline sahiptir. Bu keşifler, Türk dillerinin kökeni ve gelişimi hakkında daha derinlemesine bilgi edinmemizi sağlayarak, dil ailesinin tarihi serüvenini daha net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Tarihçi ve Türkolog Osman Karatay (2022), Ön-Türklerin Moğollar ve Tunguz halklarından ziyade eski Hint-Avrupalılar ve Urallar ile daha yakın bir ilişkisi olduğu sonucuna varmıştır. Zamanla, Türk halkları hem İranlılar hem de Moğollarla uzun süreli temas halinde olmuş ve Orta Asya Bozkırı çobanları arasında baskın grup haline gelmiştir. Karatay, dilsel verilere dayanarak şu sonuca varmıştır: "Proto-Hint-Avrupa ve Proto-Türkçe arasındaki sözlü yazışmalar da oldukça dikkat çekicidir. Ön-diller çağındaki bu yakın ilişki öyle bir gerçeğe işaret etmektedir ki, en erken ya da Proto-Türkler bir tarihte ortaya çıkmıştır. Ural ve Hint-Avrupa çekirdek topluluklarına yakın veya bitişiğindeki alan."
Coğrafî dağılım
Erken Orta Çağ'daki (yaklaşık MS 6–11. yüzyıllar) Türk göçleriyle birlikte, Türk dilleri sadece birkaç yüzyıl içinde Avrasya boyunca Sibirya'dan Akdeniz'e kadar geniş bir alana yayılmıştır. Türk dillerindeki çeşitli terimler; Farsça, Urduca, Ukraynaca, Rusça, Çince, Moğolca, Macarca ve daha sınırlı ölçüde Arapça gibi dillere geçmiştir.
Osmanlı döneminden bu yana Avrasya'da Türk dillerini konuşan halkların coğrafi dağılımı, Sibirya'nın kuzeydoğusundan batıda Türkiye'ye kadar yayılmıştır. Alman asıllı Rus Türkolog W. Radloff'un dünya dilleri arasında Türk dili kadar geniş bir alana yayılmış başka bir dil daha bulunmadığını söylediği belirtilmektedir.
Sınıflandırma
Yüzyıllar boyunca Türk dillerini konuşan halklar geniş çaplı göçler gerçekleştirmiş ve sürekli birbirleriyle kaynaşmıştır. Bu süreçte, dilleri hem birbirlerini hem de çevrelerindeki dilleri, özellikle İranî, Slav ve Moğol dillerini karşılıklı olarak etkilemiştir. Bu durum, her bir dilin veya dil grubunun tarihsel gelişimini belirsizleştirmiştir. Bu nedenle Türk dillerini sınıflandırmak için birden fazla sistem ortaya çıkmıştır.
Türk dillerine yönelik modern genetik sınıflandırma şemaları ise hâlâ büyük ölçüde Rus dilbilimci ve Türkolog Aleksandr Samoyloviç'in 1922'de yaptığı çalışmasına dayanmaktadır.[doğrulama gerekli] Dil ailelerindeki sınıflandırmaların genellikle genetik bilgilere dayanarak yapılmasına rağmen, Türk dil grubunda coğrafi dağılım daha büyük rol oynamaktadır.
Türk dilleri altı dala ayrılabilir:
- Türkçe
- Ortak Türkçe
- Oğuz (Güneybatı)
- Kıpçak (Kuzeybatı)
- Karluk (Güneydoğu)
- Sibirya (Kuzeydoğu)
- Argu
- Oğur
- Ortak Türkçe
Bu sınıflandırmada Oğur Türkçesine Lir-Türkçesi de denir; diğer tüm kollar ise Şaz Türkçesi ya da Ortak Türkçe başlığı altında toplanır. Bu iki büyük Türkçe türünün ne zaman birbirinden ayrıldığı ise kesin olarak bilinmemektedir.
Çuvaşçanın ayrımı
Çuvaşça, çoktan ölmüş eski Ön Bulgar dili ile birlikte diğer Türk dillerine daha uzak kalan Bolgarca dalını oluşturur. Kimi bilimciler, diğer Türk dillerinden farklı olduğu için Çuvaş dilini gerçek Türk dili olarak tanımazlar. Bu büyük farkın, diğer Türk dillerinden daha erken ayrılmasından kaynaklanmış olup olmayacağı sorusu henüz yanıtlanamamıştır. Bu farklardan birisi diğer Türk dillerinde sonu /-z/ ile biten sözcüklerin /-r/ ile bitmesidir:
- Çuvaşca "tahar", ama Nogayca "togiz" – ("dokuz")
- Çuvaşca "kör", ama Türkçe "köz"
Çuvaşça, Rusya'nın Avrupa tarafında, Moskova'nın doğusunda Çuvaşistan'da 1 milyon kişi tarafından konuşulur. Başkurtistan ve Tataristan'daki konuşucuları ile birlikte toplam 1,8 milyon konuşanı vardır. Çuvaşlar Hristiyan-Ortodoks'tur ve Kiril alfabesi'ni kullanırlar, Çuvaşça dergiler, gazeteler, radyo ve TV programları vardır. Kendilerini kültürel ve tarihsel olarak İdil Bulgarlarının torunları olarak görürler.
Halaçcanın ayrımı
Diğer Türk dillerinden uzak kalan Halaç dilidir. Dilbilimci Gerhard Doerfer'in görüşüne göre Halaç, Türk dillerinin Argu grubunun son üyesidir. Eski Türkçe'den çok erken ayrılmış ve 13. yüzyılda İran'da, etrafı Farsça konuşanlarla çevrili kalmıştır. Halaç dili bugün 40 bin kişi tarafından İran'ın Kom ve Akar illerinde konuşulur. Diğer dillerden ayrı kalması ve Farsçadan etkilenmesine rağmen ana dilden parçalar korumuştur. Ancak sesi Farsçaya benzer.
Modern dilbilimdeki sınıflandırma
Aşağıdaki tablo, esas olarak Lars Johanson tarafından sunulan sınıflandırma şemasına dayanmaktadır.
Sınıflandırmanın kriterleri
Üstteki sınıflandırmada coğrafi dağılımın yanı sıra geleneksel dilbilimin kriterleri de dikkate alınmıştır:
- Ogur dil grubundaki /-r/ yerine /-z/ kullanılması, bu dil grubunu diğerlerinden ayırır.
- Sibirya-Türk dillerini diğerlerinden farkına bir örnek: Tuvaca "adak", Yakutça "atah" diğerlerinde ise "ayak" denir. Yalnızca Halaç dilinde "hadak" denir.
- Oğuz dil grubu diğerlerinden sonek başlatan /G/'nin eksik olmasıyla ayrılır. Örnek: "kalan" (kalmak), diğer Türk dillerinde "kalgan"; "bulanmak", diğerlerinde "bulganmak".
- Sonekin sonuna eklenen /G/ güneydoğu Türk grubunu kuzeybatı grubundan ayırır: Uygurca "taglik" ama Tatarca "tawlı" – (dağlık).
Dünyada Türk dilinin öğretimi
II. Abdülhamid döneminde başlayan Türkçe eğitimi faaliyetlerinin Osmanlı Devleti'nin yıkılması ve Türkiye kurulduktan sonra da süren bazı problemler sebebiyle 1950 yılına kadar rafa kaldırıldığı, bu tarihten sonra üniversitelerde yeniden bu sahada faaliyetlerin görülmeye başladığı, özellikle 1960 yılından sonra Türkçe eğitimine yönelik yazılmış çok sayıda kitabın göze çarptığı ifade edilmektedir. Yabancı dil olarak Türkçe öğretimine yönelik ilk kurumun 1964'te Ankara Üniversitesi bünyesinde kurulan TÖMER olduğu bilinmektedir. Daha sonra birçok üniversitede benzer birimler açılmış; yurt dışında ise Yunus Emre Enstitüleri ile çeşitli üniversitelerin Türkoloji bölümlerinde Türkçe eğitimi verilmiştir.
FETÖ adıyla anılan yapılanmanın yurt dışında Türkçe eğitimine yönelik faaliyetlerinin Türkçeyi istismar ettikleri şeklinde yorumlandığı görülmekte ve bu eğitimin verildiği kurumların bir kısmının Türkiye Maarif Vakfı'na devredildiği belirtilmektedir.
Özbekistan Devlet Televizyonu'nda "Türkçe Saati" adıyla bir program yapılması konusunda Yunus Emre Enstitüsü ile iş birliği yapılmasının görüşüleceği duyurulmuştur ve Özbekistan'da Milliy Teleradiokompaniyasi (MTRK) tarafından kurulan Foreign Languages adlı kanalda Türkçe derslerinin yanı sıra Türkçe televizyon programlarına yer verilmektedir.
Bazı ülkelerde ortaöğretim kurumlarında Türkçenin öğretilmesinin yanı sıra özel kurslarda da isteğe göre Türkçe öğretilmektedir. Kurslarda Türkçe öğretilen kırk altı ülke bulunmaktadır.^ Dokuz ülkede de Türkçe öğretimin yapıldığı üniversite bulunmaktadır. Bünyesinde Türkçe öğretilen, Türk dili ve edebiyatı araştırmalarının yapıldığı, Türkoloji bölümlerinin bulunduğu yirmi sekiz ülke vardır.^
Türkiye'deki çalışmalar
Türkiye'de Türk dilleri veya Türk lehçeleri adı altında birçok Türk dilinin bir arada veya müstakil olarak ele alındığı akademik yayınlar mevcuttur. Makaleler dışında birçok Türk dilinin birlikte ele alındığı başlıca kaynaklardan bazıları şunlardır:
- Ahmet Cevat Emre, Türk Lehçelerinin Mukayeseli Grameri, TDK, İstanbul 1949.
- Saadet Çağatay, Türk Lehçeleri Örnekleri, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1950.
- Ahmet Bican Ercilasun vd., Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü, Kültür Bakanlığı, Ankara 1991.
- Timur Kocaoğlu vd., Türk Dünyası Konuşma Kılavuzu, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 1992.
- Talat Tekin, Türk Dilleri -Giriş-, Simurg, İstanbul 1999.
- Ahmet Buran, Çağdaş Türk Lehçeleri, Akçağ, İstanbul 2001.
- Nami Ardakoç vd., Modern Türk Dilleri Seyahat ve Konuşma Kılavuzu, Geçit Kitabevi, İstanbul 2005.
- Ahmet Bican Ercilasun vd., Türk Lehçeleri Grameri, Akçağ, İstanbul 2007.
Bunlardan Kültür Bakanlığı'nın 1991 yılında yayınlamış olduğu Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü adındaki sözlük Türk Dil Kurumunun resmî sözlük sitesinde çevrimiçi olarak kullanıma açılmıştır. Pamukkale Üniversitesi'nden Günsel Barış adlı bir araştırma görevlisi tarafından hazırlanan PAÜ ÇTLE adlı sitede de çeşitli Türk Lehçelerinin sözlükleri ve sözcük öğrenmeye yönelik oyunlar çevrimiçi olarak bulunmaktadır.
Diğer ülkelerdeki çalışmalar
Türkiye dışında Türk dilleri üzerine yapılan çalışmaların büyük bir kısmı misyonerlik ve espiyonaj çalışmalarıyla yakından ilgilidir. 1823 yılında Hristiyan olan ve Mirza Aleksandr Kazem-Bek adını alan Azerbaycanlı şarkiyatçının Türk dillerinin grameri üzerine Grammatika turetsko-tatarskogo yazıka (Türk-Tatar dilinin grameri) adlı eseri 1839'da Kazan'da neşredilmiş ve eserin J. T. Zenker tarafından yapılan Almancaya tercümesi Allgemeine Grammatik der turkisch-tatarischen Sprache adıyla Leipzig'de 1848 yılında yayımlanmıştır. 150'den fazla eseri bulunan ve Versuch eines Wörterbuches der Türk-Dialecte (Türk lehçelerinin bir sözlük denemesi) adlı 4 ciltlik eser hazırlayan Alman asıllı Rus Türkolog F. W. Radloff'un Çarlık Rusyası'nın Rus olmayan milletleri Hristiyanlaştırma politikasına yönelik Kazan'a müfettiş olarak gönderildiği ifade edilmektedir. Slovar' Altayskogo i Aladagskogo Nareçiy Tyurkskogo Yazıka (Türk Dilinin Altay ve Aladağ Diyalektleri Sözlüğü) adlı eserin müellifi olan Verbitski de bir misyonerdi.
"Dil" ve "Lehçe" tartışması
SSCB kurulmadan önce Türk dilli halkların başlıca iki yazı dili vardı: Osmanlı Türkçesi ve Çağatay Türkçesi. Bu dönemde Osmanlı ve Azerbaycan sahası dışında Türk dünyasının önemli bir kesimi Çağatay Türkçesini kullanır ve bu yazı diline Türkî Til derlerdi. Bu dönemde ve hatta SSCB kurulduktan sonra da bir süre yabancıların da tasnifte Türk lehçeleri adlandırmasını kullandıkları görülür. Esasen Rusların her bir Türk boyuna ayrı birer yazı dili oluşturma gayretleri Çarlık Rusyası zamanında başlamıştır. Bununla birlikte W. Radloff'un Opıt slovarya tyurkskih nareçiy (Versuch eines Wörterbuches der Turk-Dialecte) I-IV adlı eseri de Türk Lehçelerinin bir Sözlük Denemesi ismini taşımaktaydı ve eserde bugün birer yazı dili hâline gelmiş olan Kazakça, Kırgızca, Özbekçe, vd. lehçe olarak tasnif edilmişti. Özbek Abdurrauf Fitrat'ın 1919 yılında yayımlanan Tilimiz başlıklı yazısında kendi dilinden Türkçe adıyla bahsettiği görülür. Azerbaycanlı Mirza Alekber Sabir'in de 1910 yılında “Günəş” gazetesinde Osmanlıcadan kendi diline tercüme yapılmasını Türkçeden Türkçeye tercüme olarak yorumladığı ve eleştirdiği görülür. Azerbaycanlı şair, yazar ve aynı zamanda eğitimci olan Abdulla Şaiq'in Türk dili (1924) ve Türk ədəbiyyatı (1924) adlı eserleri de Azericenin Türk dili olarak adlandırılmasına örnek teşkil etmektedir. B. Ercilasun. Türkiye'de Türk lehçeleri şeklindeki tasnifin geçmişten beri devam eden bir uygulama olduğunu ve bunu yapmanın Rusların uyguladığı dil politikası neticesinde ortaya çıkan tasnifi kabul etmemekten ibaret olduğunu iddia etmektedir. Talat Tekin'in de önceleri lehçe tasnifini kabul ettiği, sonradan dil tasnifine yöneldiği görülmektedir.
Türkiye'de Türk dilleri ailesinin adlandırılması ve bu dillerin yalnızca bir dil mi yoksa birçok diller mi oldukları hakkında farklı fikirler yaygındır. Türk Dil Kurumu, yayınlarında önceleri "Türk lehçeleri" adı benimsenmişken sonraları bu ad yanında "Türk dilleri" deyimine de yer verildiği görülmektedir. Ankara Üniversitesi Türk dillerini öteden beri "lehçe" sayar ve "Türk dilleri" deyiminden kaçınır. Türkiye genelinde birçok üniversite lehçe tasnifini kabul ederek Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları ismiyle bölümler açmıştır. İstanbul Üniversitesi ise daha aşırı bir tutumla "lehçe" deyimini yalnız Çuvaşça ve Yakutça gibi öbürlerinden çok farklı iki Türk dili için kullanmakta, bu diller dışındaki bütün Türk dillerini "lehçe"nin de altında bir konuşma türü saydığı "şive" sözü ile adlandırmaktadır. Ancak İstanbul Üniversitesi'nde Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü açılmış olması bu görüşten vazgeçildiğini göstermektedir. Bu durumda Türk dillerinin Türkiye'deki adlandırmalarında artık eskimiş olan üç ayrı görüşle karşı karşıyayız demektir:
- Türkiye haricinde dünya genelindeki dilbilimin ve Hacettepe Üniversitesinde Türkolog ve Altayist Prof. Dr. Talat Tekin'nin görüşü: diller,
- Ankara Üniversitesi'nin, Türk Dil Kurumunun ve Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü açan üniversitelerin görüşü: lehçeler,
- İstanbul Üniversitesi'nin eski görüşü: Çuvaşça, Yakutça ve Halaçça lehçe, diğerleri şive.
Türk diller arasındaki benzerlikler
Aşağıdaki çizelgelerde Türk dillerinde tümce yapısının benzerlik ve farklılıklarını gösteren örnekler sunulmuştur:
| Diller | Tümce yapısı |
|---|---|
| Türkçe | Çocuklar okulda dilimizi Latin alfabesi/abecesi ile yazar. |
| Gagavuzca | Uşaklar şkolada/okulda dilimizi latin alfavitindä yazêr. |
| Azerice | Uşaqlar məktəbdə dilimizi latın əlifbası ilə yazır. |
| Türkmence | Çagalar mekdepde dilimizi latyn elipbiýi bile(n) ýazýar. |
| Özbekçe | Bolalar maktabda tilimizni lotin alifbosi bilan/ila yozadi. |
| Uygurca | Balilar mektepte tilimizni latin elipbesi bilen yazidu. |
| Kazakça | Balalar mektepte tilimizdi latın älippesimen jazadı. |
| Kırgızca | Baldar mektepte tilibizdi latın alfaviti menen cazat. |
| Tatarca | Balalar mäktäptä telebezne latin älifbası belän yaza. |
| Başkurtça | Balalar mäktäptä telebeźźe latin älifbahı menän yaźa. |
| Tuvaca | Uruglar surguulda dılıvıstı Latın alfavidi-bile bijiirler. |
| Sıbırca | Pallar mäktäptä telebesne latın älippä män yasatlar. |
| Diller | Tümce yapısı |
|---|---|
| Türkçe | Yeni yılınız kutlu olsun. |
| Gagavuzca | Yeni yılınızı kutlerim. |
| Karayca | Sizni yanhı yıl bıla kutleymın. |
| Azerice (Kuzey) | Yeni iliniz mübarək olsun. |
| Azerice (Güney) | Təzə/Yeni iliviz/iliniz mübarək olsun. |
| Irak Türkçesi (Irak) | Y'engi iliwiz mübarak olsun. |
| Türkmence | Täze ýylyňyz gutly bolsun. |
| Özbekçe | Yangi yilingiz mubоrak bo'lsin. |
| Uygurca | Yengi yılıngızğa mübarek bolsun. |
| Kazakça | Jaña jılıñız quttı bolsın |
| Karaçay-Balkarca | Cañı cılığız bla alğışlayma. |
| Nogayca | Yaña yılıñız men. |
| Karakalpakça | Jaña jılıñız qutlı bolsın. |
| Kırgızca | Cañı cılıñız quttu bolsun. |
| Tatarca | Yaña yılığız qotlı bulsın. |
| Kırım Tatarcası | Yañı yılıñız hayırlı (mubarek) olsun. |
| Romanya Tatarcası | Ceni cılınız kutlu bolsun. |
| Başkurtça | Yañı yılığıź qotlo bulhın. |
| Kumukça | Yañı yılığız qutlu bolsun. |
| Hakasça | Naa çılnañ alğıstapçam (-alkış) şirerni. |
| Tuvaca | Caa çıl-bile bayır çedirip or men. |
| Altayca | Slerdi canñı cılla utkup turum. |
| Şorca | Naa çıl çakşı polzun. |
| Sahaca | Ehigini sanga cılınan eğerdeliibin. |
| Çuvaşça | Śĕnĕ śul yaçĕpe salamlatăp. |
| Sıbırca | Yaña yılığıs yaqşı pulsın. |
Türk dillerde aynı zamanda büyük ve küçük ses uyumu vardır (Özbekçe hariç), yazımda sözcükler son ekler alarak uzarlar ve tümce yapısı özne-nesne-yüklem sırasıyla oluşturulur. Kazakça örnek:
- jaz (yaz)
- jaz-uw (yazı)
- jaz-uw-şı (yazıcı/yazar)
- jaz-uw-şı-lar (yazıcılar)
- jaz-uw-şı-lar-ım (yazıcılarım)
- jaz-uw-şı-lar-ım-ız (yazıcılarımız)
- jaz-uw-şı-lar-ım-ız-da (yazıcılarımızda)
- jaz-uw-şı-lar-ım-ız-da-ğı (yazıcılarımızdaki)
- jaz-uw-şı-lar-ım-ız-da-ğı-lar (yazıcılarımızdakiler)
- jaz-uw-şı-lar-ım-ız-da-ğı-lar-dan (yazıcılarımızdakilerden)
Türk dilleri ve anlaşılabirlik
Neredeyse tüm Türk dillerinin sesbilim, sözdizim ve şekil bilgisi aynıdır. Yalnızca Çuvaşça, Halaçça ve Yakutça ile Dolganca gibi Sibirya Türk dilleri bu noktalarda farklıdır. Bunun yanında komşu ülkelerin sınırlarında kaynaşmadan ileri gelen ve bazen dil gruplarının sınırlarını da aşan lehçeler bulunur.
| Ön Türkçe | Eski Türkçe | Anadolu Türkçesi | Azerice | Karahanlıca | Kaşkayca | Türkmence | Tatarca | Karayca | Başkurtça | Kazakça | Kırgızca | Özbekçe | Özbekçe | Yakutça | Çuvaşça | |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| *ata, *kañ | ata, apa, qañ | baba, ata | baba, ata | apa, ata | bowa/ata | ata | ata, atay | ata | ata, atay | ata | ata | ota | ata | ağa | atte, aśu, aşşĕ | |
| *ana, *ög | ana, ög | ana, anne | ana | ana, ene | ana/nänä | ene | ana, äni | ana | ana, inä(y)/asay | ana | ene, ana | ona, acha | ana | iỹe | anne, annü, amăşĕ | |
| *ogul | oğul | oğul | oğul | oɣul, ohul | oğul | ogul | ul | uvul | ul | ul | uul | oʻgʻil | oghul | uol | ıvăl, ul | |
| *ér, *érkek | er | erkek | ər/erkək | erkek | kiši | erkek | ir | ėr | ir, irkäk | er, erkek | er, erkek | erkak | er | er | ar/arśın | |
| *kíŕ | qız | kız | qız | qɨz | qïz/qez | gyz | qız | qɨz | qıð | qyz | qız | qiz | qiz | kııs | hĕr | |
| *kiĺi, *yạlaŋuk | kişi, yalañuq | kişi | şəxs, adam | kiši | kişi | keşe | kiši | keşe | kisi | kişi | kishi | kishi | kihi | śın | ||
| *gélin | kelin | gelin | gəlin | qalɨŋ | gälin | gelin | kilen | kelin | kilen | kelin | kelin | kelin | kelin | kiyiit | kin | |
| kaynana | qaynana | qäynänä | gaýyn ene | qayın ana | qäynä | qaıyn ene | qaynene | qaynona | qeyinana | huńama | ||||||
| *yürek | yürek | yürek | ürək | jürek | iräg/üräg | ýürek | yöräk | üriak, jürek | yöräk | jürek | cürök | yurak | yürek | sürex | çĕre | |
| *kiān | qan | kan | qan | qan | qan | gan | qan | qan | qan | qan | qan | qon | qan | xaan | yun | |
| *baĺč | baš | baş | baş | baš | baš | baş | baş | baš | baş | bas | baş | bosh | bash | bas | puś/poś | |
| *s(i)ač, *kïl | sač, qïl | saç, kıl | saç, qıl | sač, qɨl | tik/qel | saç, gyl | çäç, qıl | čač, sač, qɨl | säs, qıl | shash, qyl | çaç, qıl | soch, qil | sach, qil | battax, kıl | śüś, hul | |
| *göŕ | köz | göz | göz | köz | gez/göz | göz | küz | kioź, goz | küð | köz | köz | koʻz | köz | xarax, kös | kuś/koś | |
| *kirpik | kirpik | kirpik | kirpik | kirpik | kirpig | kirpik | kerfek | kirpik | kerpek | kirpik | kirpik | kiprik | kirpik | kılaman, kirbii | hărpăk | |
| *kulkak | qulqaq | kulak | qulaq | qulaq, qulqaq, qulxaq, qulɣaq | qulaq | gulak | qolaq | qulax | qolaq | qulaq | qulaq | quloq | qulaq | kulgaax | hălha | |
| *burun | burun | burun | burun | burun | burn | burun | borın | burun | moron | muryn | murun | burun | burun | murun, munnu | murun | |
| *kol | qol | kol | qol | qol | qol | gol | qul | kol | qul | qol | qol | qoʻl | qol | хol | hul | |
| *el-ig | elig | el | əl | elig | äl | el | alaqan | alaqan | ilik | ilik | ilii | ală | ||||
| *erŋek, *biarŋak | erŋek | parmak | barmaq | barmaq | burmaq | barmaq | barmaq | barmax | barmaq | barmaq | barmaq | barmoq | barmaq | tarbaq | pürne/porńa | |
| *dïrŋak | tïrŋaq | tırnak | dırnaq | tɨrŋaq | dïrnaq | dyrnak | tırnaq | tɨrnax | tırnaq | tyrnaq | tırmaq | tirnoq | tirnaq | tıngıraq | çĕrne | |
| *dīŕ, *dǖŕ | tiz | diz | diz | tizle- (to press with one's knees) | diz | dyz | tez | tɨz | teð | tize | tize | tizza | tiz | tobuk | çĕrśi, çĕrkuśśi | |
| *baltïr | baltïr | baldır | baldır | baldɨr | ballïr | baldyr | baltır | baldɨr | baltır | baltyr | baltır | boldir | baldir | ballır | pıl | |
| *(h)adak | adaq | ayak | ayaq | aδaq | ayaq | aýak | ayaq | ajax | ayaq | aıaq | but, ayaq | oyoq, adoq | ayaq | ataq | ura | |
| *kạrïn | qarïn | karın | qarın | qarɨn | qarn | garyn | qarın | qarɨn | qarın | qaryn | qarın | qorin | qerin | xarın | hırăm | |
| *(h)at | at | at | at | at | at | at | at | at | at | at | at | ot | at | at | ut/ot | |
| *dabar | ingek, tabar | inek, davar, sığır | inək, sığır | ingek, ingen; tavar | seğer | sygyr | sıyır | sɨjɨr | hıyır | siyr | uy, sıyır, inek | sigir, inak | siyir | ınax | ĕne | |
| *ït, *köpek | ït | it, köpek | it | ɨt | kepäg | it | et | it´ | et | ıt | it, köbök | it | it | ıt | yıtă | |
| *bālïk | balïq | balık | balıq | balɨq | balïq | balyk | balıq | balɨx | balıq | balyq | balıq | baliq | beliq | balık | pulă | |
| *bït | bit | bit | bit | bit | bit | bit | bet | bit | bet | bıt | bit | bit | bit | bıt | pıytă/puťă | |
| *eb, *bark | eb, barq | ev, bark | ev | ev | äv | öý | öy | üy, üv | öy | üı | üy | uy | öy | śurt | ||
| *otag, *gerekü | otaɣ, kerekü | çadır, otağ | çadır; otaq | otaɣ, kerekü | čador | çadyr; otag | çatır | oda | satır | shatyr; otau | çatır, otoo, otoq | chodir; oʻtoq | chadir; otaq | otuu | çatăr | |
| *yōl | yol | yol | yol | jol | yol | ýol | yul | jol | yul | jol | col | yoʻl | yol | suol | śul | |
| *köprüg | köprüg | köprü | körpü | köprüg | köpri | küper | kiopriu | küper | köpir | köpürö | koʻprik | kövrük | kürpe | kĕper | ||
| *ok | oq | ok | ox | oq | ox/tir | ok | uq | oq | uq | oq | oq | oʻq | oq | ox | uhă | |
| *ōt | ōt | od, ateş (Pers.) | od | ot | ot | ot | ut | ot | ut | ot | ot | oʻt | ot | uot | vut/vot | |
| *kül | kül | kül | kül | kül | kil/kül | kül | köl | kul | köl | kül | kül | kul | kül | kül | kĕl | |
| *sub, *sïb | sub | su | su | suv | su | suw | su | su | hıw | su | suu | suv | su | uu | şıv/şu | |
| *gḗmi | kemi | gemi | gəmi | kemi | gämi | köymä | gemi | kämä | keme | keme | kema | keme | kimĕ | |||
| *kȫl | köl | göl | göl | köl | göl/gel | köl | kül | giol´ | kül | köl | köl | koʻl | köl | küöl | külĕ | |
| *güneĺ, *gün | kün | güneş, gün | günəş, gün | kün, qujaš | gin/gün | gün | qoyaş, kön | kujaš | qoyaş, kön | kün | kün | quyosh, kun | quyash, kün | kün | hĕvel, kun | |
| *bulït | bulut | bulut | bulud | bulut | bulut | bulut | bolıt | bulut | bolot | bult | bulut | bulut | bulut | bılıt | pĕlĕt | |
| *yultuŕ | yultuz | yıldız | ulduz | julduz | ulluz | ýyldyz | yoldız | julduz | yondoð | juldyz | cıldız | yulduz | yultuz | sulus | śăltăr | |
| *toprak | topraq | toprak | torpaq | topraq | torpaq | toprak | tufraq | topraq, toprax | tupraq | topyraq | topuraq | tuproq | tupraq | toburax | tăpra | |
| *tepö, *töpö | töpü | tepe | təpə | tepe | depe | tübä | tebe | tübä | töbe | döbö, töbö | tepa | töpe | töbö | tüpĕ | ||
| *ïgač | ïɣač | ağaç | ağac | jɨɣač | ağaĵ | agaç | ağaç | ahač | ağas | ağash | baq, daraq, cığaç | yogʻoch | yahach | mas | yıvăś | |
| *teŋri, *taŋrï | teŋri, burqan | tanrı | tanrı | teŋri | tarï/Allah/Xoda | taňry | täñre | Tieńri | täñre | täŋiri | teñir | tangri | tengri | tangara | tură/toră | |
| *teŋri, *kȫk | kök, teŋri | gök | göy | kök | gey/göy | gök | kük | kök | kük | kök | kök | koʻk | kök | küöx | kăvak/koak | |
| *uŕïn | uzun | uzun | uzun | uzun | uzun | uzyn | ozın | uzun | oðon | uzyn | uzun | uzun | uzun | uhun | vărăm | |
| *yaŋï, *yeŋi | yaŋï | yeni | yeni | jaŋɨ | yeŋi | ýaňy | yaña | jɨŋgɨ | yañı | jaña | cañı | yangi | yengi | saña | śĕnĕ | |
| *semiŕ | semiz | semiz, şişman | səmiz | semiz | semiz | simez | semiz | himeð | semiz | semiz | semiz | semiz | emis | samăr | ||
| *dōlï | tolu | dolu | dolu | tolu | dolu | doly | tulı | tolɨ | tulı | toly | toluq, tolu, toluu, tolo | toʻla | toluq | toloru | tulli | |
| *āk, *ürüŋ | āq, ürüŋ | ak, beyaz (Ar.) | ağ | aq | aq | ak | aq | aq | aq | aq | aq | oq | aq | ürüñ (үрүҥ) | şură | |
| *kara | qara | kara, siyah (Pers.) | qara | qara | qärä | gara | qara | qara | qara | qara | qara | qora | qara | xara | hura, hora | |
| *kïŕïl | qïzïl | kızıl, kırmızı (Ar.) | qızıl | qɨzɨl | qïzïl | gyzyl | qızıl | qɨzɨl | qıðıl | qyzyl | qızıl | qizil | qizil | kıhıl | hĕrlĕ | |
| *bīr | bir | bir | bir | bir | bir | bir | ber | bir, bɨr | ber | bir | bir | bir | bir | biir | pĕrre, pĕr | |
| *éki | eki | iki | iki | ẹki | ikki | iki | ike | eky | ike | eki | eki | ikki | ikki | ikki | ikkĕ, ikĕ, ik | |
| *üč | üč | üç | üç | üč | uǰ, u̇č | üç | öč | üć | ös | üş | üč | uch/u̇č | üch/üç | üs | viśśĕ, viśĕ, viś | |
| *dȫrt | tört | dört | dörd | tört | derd/dörd | dört | dürt | dört | dürt | tört | tört | toʻrt | tört | tüört | tăvattă, tăvată, tăvat | |
| *bēĺ(k) | béš | beş | beş | béš | bäş | beş | beš | biš | bes | beş | besh/beş | besh/beş | bies | pillĕk, pilĕk | ||
| *altï | altï | altı | altı | altï | altï | alty (altï) | altï | altï | altï | alty | altı | olti (ålti) | altä | alta | ulttă, ultă, ult | |
| *yéti | yeti | yedi | yeddi | jeti | yeddi | ýedi | cide | jedi | yete | jeti | ceti | yetti | yetti | sette | śiççĕ, śiçĕ, śiç | |
| *sekiŕ | säkiz | sekiz | səkkiz | sek(k)iz, sik(k)iz | sӓkkiz | sekiz | sigez | sekiz | higeð | segiz | segiz | säkkiz | säkkiz | aɣïs | sakkăr, sakăr | |
| *tokuŕ | toquz | dokuz | doqquz | toquz | doġġuz | dokuz | tugïz | toɣuz | tuɣïð | toğyz | toğuz | to'qqiz | toqquz | toɣus | tăxxăr, tăxăr | |
| *ōn | on | on | on | on | on | on | un | on | un | on | on | oʻn | on | uon | vunnă, vună, vun | |
| *yẹgirmi | yigirmi/yégirmi | yirmi | iyirmi | yigirmi, yigirme | igirmi, iyirmi | yigrimi | yegerme | yigirmi | yegerme | jiyirma | cıyırma | yigirmä | yigirmä | süürbe | śirĕm | |
| *otuŕ | otuz | otuz | otuz | otuz | ottiz | otuz (otuð) | otuz | otuz | utïð | otyz | otuz | o'ttiz | ottuz | otut | vătăr | |
| *kïrk | qïrq | kırk | qırx | qïrq | ġèrḫ (ɢərx) | kyrk (kïrk) | qırq (qïrq) | kïrx | qïrq | qyryq | qırq | qirq | qirq | tüört uon | xĕrĕx | |
| *ellig | älig | elli | ǝlli (älli) | el(l)ig | älli, ẹlli | elli | ille | elu | elüü | allă, ală, al | ||||||
| *altmïĺ | altmïš | altmış | altmış (altmïš) | altmïš | altmïš | altmyş (altmïš) | altmïš | altïmïš | altïmïš | alpys | altımış | oltmish (åltmiš) | altmiš | alta uon | ultmăl | |
| *yẹtmiĺ | yētmiš/s | yetmiş | yetmiş | yetmiš | yetmiš | ýetmiş (yetmiš) | ǰitmeš | yetmiš/s | yetmeš | jetpis | cetimiş | yetmiš | yätmiš | sette uon | śitmĕl | |
| *sekiŕ ōn | säkiz on | seksen | sǝksǝn (säksän) | seksün | sӓɣsen | segsen | seksen | seksen, seksan | hikhen | seksen | seksen | sakson (säksån) | säksän | aɣïs uon | sakăr vunnă, sakăr vun | |
| *dokuŕ ōn | toquz on | doksan | doxsan | toqsan | togsan | tuksan | toksan, toxsan | tukhan | toqsan | toqson | to'qson (tȯksån) | toqsan | toɣus uon | tăxăr vunnă, tăxăr vun | ||
| *yǖŕ | yüz | yüz | yüz | jüz | iz/yüz | ýüz | yöz | jiz, juz, jüz | yöð | jüz | cüz | yuz | yüz | süüs | śĕr | |
| *bïŋ | bïŋ | bin | min | miŋ, men | min | müň (müŋ) | meŋ | min, bin | meŋ | myñ | miñ | ming (miŋ) | miŋ | tïhïïnča | pin |
Yazı sistemleri
- En eski Türk yazıları Orhun-Yenisey runlarıdır. Bunların çoğu 7. ve 8. yüzyıldan kalmadır. Bu yazı, eski Germen runlarına benzediği için Run olarak adlandırılır; ama aralarında akrabalık yoktur. Sadece biçim ilişkisi vardır.
- Asıl yazı geleneği 10. yüzyılın sonlarında ve 11. yüzyılın başlarında Güneydoğu Türk halklarında, Karahanlılar döneminde, Türkî-i Kadimin bir lehçesi olan Karlukça ile gelişir.
- Güneybatı Türk dillerinin yazıya alınması, 10. ve 11. yüzyılda Selçuklu dili ile başlar. Kardeş diller olan Eski Osmanlıca ve Eski Azeri dillerinden günümüz Türkçe ve Azerice gelişmiştir.
- 14. yüzyılın Harezm Türkçesi de Güneybatı Türk dillerine mensuptur. Bu dilden günümüz Horasanca ve Türkmence gelişmiştir.
- Kuzeybatı Türk dillerine ait en eski belgeler, Kumanca dili ile yazılmış olan Codex Cumanicus'dur ve 14. yüzyıldan kalmadır. Bu dilin günümüzdeki torunları Tatarca ve Başkurtçadır.
- İdil Bulgarları dilinde yazılmış en eski yazılar 13. ve 14. yüzyıldan kalmadır. Bu dilden ya da buna yakın bir dilden Çuvaş dili gelişmiştir.
- Güneydoğu Türk dillerinden olan Çağatayca yazıların 15. yüzyıla dayanan örnekleri bulunmuştur. Çağatayca, günümüz Uygurca ve Özbekçesinin temelini oluşturur.
Türk dillerinin yazılışları
- Klasik Edebiyat dilleri olan Osmanlıca, Azerice, Çağatayca, Tatarca ve Kırım Tatarcası yalnızca Arap alfabesini kullandılar.
- 1924-1930 yılları arasındaki sürede başka Türk dilleri de, önce yalnız Azericede kullanılan Latin alfabesi ile yazılmaya başlandı.
- 1936-1940 yıllarında Rus bölgelerinde, Türk dillerince değiştirilmiş bir Kiril alfabesi kullanılmaya başlanmıştır. Arap ve Latin alfabesi kullanan Türk dilleri birbirlerine daha da yakınlaşırken, Kiril alfabesi kullanan diller farklılaşmışlardır. Dillerin farklılaşarak ayrı diller haline gelmesi desteklenmiştir.
- 1990'lı yıllarda Sovyetler Birliği'nin yıkılmasıyla yeni Türk cumhuriyetleri kurulmuştur. Bu ülkeler, yani Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan, 2005 yılına kadar Türk dillerine uygun bir ortak Latin alfabeye geçmek için antlaşma imzalamışlardır. Amaç Türk kültür mirasının korunmasıdır. Ayrıca diğer ülkelerde yaşayan Türk azınlıkların 2010'a kadar bu ortak alfabeye katılmaları gerektiğine karar verilmiştir.
- Türk dilleri konuşan Museviler, İbrani alfabesi'ni kullanırlar.
- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki Kıbrıs Türkleri de Kıbrıs Türkçesini kullanırlar.
Ayrıca bakınız
- Türkçe
- Altay dilleri
- Türk halkları
- Türk dünyası
- Türk devletleri
- Lehçe
- Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları
- Dil aileleri
Notlar
- ^ Nikolai Baskakov and some others believe that the Kyrgyz–Kipchak subgroup originally belonged to the Siberian group, but was significantly influenced by the Kipchak languages and can now be included in the Kipchak group.
- ^ Lars Johanson once considered Kyrgyz language to be a member of South Kipchak.(Johanson 1998)
- ^ Lars Johanson once classified South Siberian group into 4 subgroups (Sayan Turkic, Yenisei Turkic, Chulym Turkic and Altai Turkic). Sayan Turkic consisted of Tuvan (Soyot, Uriankhai) and Tofa (Karagas). Yenisei Turkic consisted of Khakas, Shor and related dialects (Saghay, Qaca, Qizil). Chulym Turkic consisted of dialects such as Küerik. Altai Turkic consisted of Altay (Oirot) and dialects such as Tuba, Qumanda, Qu, Teleut, Telengit. (Johanson 1998)
- ^ According to Lars Johanson, Fuyu Kyrgyz is considered to be closely related to Khakas.
- ^ Nikolai Baskakov and some others considered Southern Altai language to be a member of Kyrgyz-Kipchak subgroup.
vikipedi, wiki, viki, wikipedia, ansiklopedi, kitap, makale, oku, ücretsiz indir, Türk dilleri hakkında bilgi. Türk dilleri nedir? Türk dilleri ne demek?
